On Kişilik Kışlık Canlandırma Paketi: Bölüm 1

IMG_4503

Çocukluğumdan bir oda.

24 Ocak 2014: Ocağın sonunda arkasaşım Nathan’ın doğum günü için biz Montauk kasabına gitmeye karar verdik.  Montauk Long Island’ın en doğu yeri.  Yazın çok popüler bir tatil yeri tanınıyor ama kışın New York Şehri’nden soğuk olan rüzgara açık, boş bir yer oluyor. Nathan’ın eşi Grainne’nin (telaffuzu: Granya) bana ve Jen’e bu fikri önerdiğinde hemen kabul ettik çünkü böyle bir yere kışın hep gitmek istedik. Kötü hava şartlarından dolayı yıllın bu zamanında hiç kimse yokmuş ve oteller dört katı ucuzdur.

Cuma akşamı Midtown’da altımız buluşup her beraber Hampton Jitney otobüsüne bindik.  Nedense otubüsün normal bir otobüs olmadığını gibi herkes bu otubüse ‘jitney’ diyor.  Otobüsdeyken hepimiz bir jitney nedir diye merak ediyorduk. İnternette aradık görünüşte eskiden bir ‘jitney’ beş kuruş demek idi ve dolmuş gibi arabalar beş kuruş tutmuş. Bu arabalar jitney olarak tanınmış oldu. Fakat şimdi bu Hampton Jitney bir tur otobüsüyle aynıdır.

Saat dokuzda Montauk merkezinde indiğimiz zaman sokakta bir tek kimse bir tek araba yoktu. Yerde kaldırımda sokakta çok kar vardı. Sevinçle biz dört sokaktan uzak bulunan kalacak yerimize güçlükle yürüdük. Daunt’s Albatross Motel’e yerleştik. Jen ve benim odamıza girer girmez kokusu ve görünüşü beni çocukluğuma hatırlattı. Çocukken ailece sahile giderdi ucuz otellerin sahte ağaç kaplaması ve hafif bir küf kokusu vardı. Mobilyası da aynıydı. Beni sevindirdi.

Ayrıca motel odamızda işleyen ısıtma vardı. Brooklyn’deki evimizde hiç ısıtma sistemi yok yalnız mekan ısıtıcıları. Evimiz zorla ısınıyor. Girdiğimizde motel odasındaki ısıtıcı tam gaz işliyordu. Ne tatil!

IMG_4506

Biz doğum günü çocuğuyla

Otobüs yolculuğundan sonra herkes çok açmış. Yiyecek yeri aradık köyde sadece bir tek mutfak açıktı. Bu mutfak eski bir barın içindeydi. Tavandan duvardan balık avı malzemesi asıyordu. Tezgahın arkasında bir kaç tahnitlenmiş zargan duvara monte edilmiş. Mutfak kapanmadan önce biz son yiyen kişiler idik. Akşam yemeğini ısmarlayıp yedikten sonra bira içerek bir müddet kaldık. Sonra altımız motele döndük Abi ve Sam’ın odasına takıldık. Onların en büyük odası olduğundan dolayı parti odası oldu.

Sabahleyin dört arkadaş daha geldi….

Reklamlar
Dışında içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Staten Island Kış Ziyareti

IMG_4440

Staten Island’ın sahilindeki bisiklet yolu

17 Ocak 2014: Kışın ortasında miskinleşmeye başlıyorum.  Soğuktan dolayı az spor yapıyor az bisiklete biniyorum.  Özellikle bu kış çok soğuk polar havasıyla daha az zamanı dışarı geçirmek istiyorum. Sert hava şartlarını sevmeme rağmen yüzüm ve kulaklarım donup ağrımaya başladığında mümkün olduğu kadar çabuk eve dönme gereği hissediyorum. Öte yandan bu dondurucu hava beni sertleştiriyor. Mesela yakın zamandaki bir cuma günü sıcaklık 5C dereceye arttığında bisiklet gezisi için iyi bir gün olduğuna karar verdim.

Genellikle cuma günleri evde tercüme işlerim yaparım fakat spor yapmam gerektiği ve hava oldukça iyi olduğu için Staten Island’a doğru yol aldım. İlk önce yama takımı ve bisiklet haritasını elde etmek için çalıştığım bisiklet dükkanına uğradım. Nedense bu iki temel ihtiyaçlar bende yoktu. Yama takımımdaki tutkal tüpte kurumuştu ve ben ziyaret eden arkadaşlara bütün bu bedava bisiklet haritalarımı vermiştim. Dükkana geldiğimde iş arkadaşım Susan bana Staten Island’daki sahil bisiklet yolu Sandy Kasırgası’ndan belki kapanmış oluğunu söyledi. Bakacağım dedim.

Great Kills parkının yarımadasında

Great Kills parkının yarımadasında

Köprüden geçip Manhattan’da Staten İsland vapuruna bindim. Vapurun vardığında indim denize doğru gitmeye başladım.  Sahil boyunca boardwalk diye tahta kaldırım ve bunun yanında bir bisiklet yolu var. Sahile geldiğim zaman hem boardwalk hem de bisiklet patikası oldukça iyi bir durumdaydı sadece bisiklet yolunun kısa bir parçası sel altında kaldı.

Bisiklet yolunu takip ettim.  Boardwalk bitikten sonra bisiklet yolu kumsal boyunca devam ediyor. Sandy Kasırgası’ndan hasarı belliydi. Görünüşte fırtına kumları sürüklemişti çünkü şimdi kumsalı yenileşme sürecindeydiler. Yığınlar kum sahil boyunca dizdi.  Bisiklet yolu bitince bataklık gibi bir yerde buldum. Orada bir kaç terk edilmiş evler vardı. Bazı yeninden inşa ediliyor ama çoğu boş bırakılmakta.

Devam edip Great Kills milli parkına geldim. Yarımadanın sonuna gittim bisikletimi park ettim.  Kumsalda getirdiğim erzağı yerken güneşin batışını seyrettim.  Güneş batıktan sonra daha soğuk oldu. Vapura yirmi kilometrelik yolculuğa başladım.

İçinde içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Polar Girdabında Eğlenme

Kızakla kayıyorum!

3 – 8 Ocak 2014:  Ağır havayı çok beğeniyorum. Kasırgalar, tayfunlar, fırtınalar, tipiler, yüksek sıcaklıklar, kuvvetli rüzgarlar, şiddetli yağmurlar hepsi hoşuma gidiyor.  Geçen hafta polar girdabı soğukları New York’a erdi.  Hem cuma günü hem de ertesi salı günü sıcaklık -12C dereceye vardı.  İlk önce bu çok soğuk ısılar şehre çıkıp gelerek bir tipi New York’u karla örttü. Büyük bir kar fırtınasının perşembe gecesi geleceğini söyledi ama ertesi sabah uyanırken yerde sadece on beş yirmi santimetre kar düşmüştü.  Metrelerce karın yağacağını umuyordum. Her neyse kızakla kaymak için yeterli kar vardı. Kaliforniya’dan gelen misafirim Justin ile mahallemdeki tepelik parka gittim.  Kızağımız yoktu ama fark etmez çünkü yolda çöp kutusunun yanında bozuk tabak şeklinde olan bir kızağı bulduk.  Çatlağı vardı ama hala işleyeceğini düşündük. Parkın yüzlerce çocuk toplanılan en yüksek tepesine çıktik. Sıramızı bekledikten sonra her birimiz kızağı denedik. Tahmin edileceğini gibi bir iki sıradan sonra kızağımız ikiye böldü. Fakat kızağın daha büyük yarısı daha iyi kaydı.  Sonunç olarak kızağın parçamız daha bir parçalandı.  Bir bacı bize acıyıp çocuğunun gerçek bir kazağını ödünç verdi.  Biz eğlenirken ara sıra rüzgar artıp bir bulut karı parkın üzerindan taşırdı.   Negatif 12C derece olduğundan dolayı, kar çok kuruydu kum gibi. Donmuş çölde olduğumuz gibiydi. Bir buçuk saatten sonra soğuk havaya doyduk sıcak kavhe yapmak için eve döndük.

IMG_4366

Bir bulut kar esiyor

Hafta sonu hava bir az ısındı ve pazartesi günü bitinceye kadar sıcaklık 7C dereye vardı. Yerdeki kar erimekten kalın bir sis havada asıyordu. Sonra salı günü polar gırdabı yeniden vurdu. Bu hava şaka değil. İşe sekiz dakikalık bisiklet yolculuğumda kulaklarım ve ayaklarım soğuktan yanıyordu iş yerime varmadan adeta dondum!

İçinde içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Buharlı bir Yılbaşı

Buhar orgu

Buhar orgu

31 Aralık 2013 – 1 Ocak 2014: New York’ta altı yıldan fazla yaşamama rağmen yılbaşını New York’ta hiç kutlamamıştım. Her zaman batı yakasındayım. Ama bu sene yeni yılı Brooklyn’de karşılamaya karar verdik. Times Square kutlamasına gitmek hiç istemediğimiz halde genelikle olduğumuz herhangi bir yerde partilere çıkmayı seviyoruz. Fakat bu yıl eşim Jen’in hamile olduğu için sakin bir gece istedik.

Arkadaşlarımızın evde büyük akşam yemeği yedikten sonra kalabalık olarak Pratt Enstitüsü’ne yürüdük. Şu üniversitede eski bir buhar santralı var. Yılbaşı gecesi her sene ürettiği buhar kullanarak hem düdükler hem de bir org çalınır.  Geldiğimizde insanlar org etrafında toplanıyordu sırayla çalıyorlardı. Denemek isteyen herkes çalabiliyordu ama uzun bir sıra vardı.  Buhar santralının makine dairesi de halka açıktı. Olduğumuz balkondan antik makinenin buharı ürettiğini görebiliyorduk.

Noel ışıklarıyla süslenmiş makine dairesinde

Noel ışıklarıyla süslenmiş makine dairesinde

Gece yarısından bir kaç dakika önce makine dairesinden çıkıp düdüklerin yanına gittik.  Bu beş altı düdükler tren düdükleri gibi büyük, parlak ve patırtılıdır. Tam gece yarısında çalınmaya başladı. Çalınırken buhar buram buram çıkıyordu. İlk önce rastgele gürültü yapıyordu ama gidikçe müzik yapmaya başladı. Düdüklerine daha yakın ulaştığımızda kulaklarımızı acıttı. Karanlıkta buhar altında çömelen adamların iplerle düdükleri işlettiğini gördük. Uzun bir süre çaldı. Biz eve yürürken onlar hala çalıyordu.

Mutlu yıllar herkese!

İçinde içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Batı Sahilinin Harika Doğasında: son bölüm

Küçük Zigzag Şelalesi'nde annemle ben

Küçük Zigzag Şelalesi’nde annemle ben

29 Ağustos 2013: Bir gün ben annemle Mt. Hood Milli Parkı’na gittik. Mt. Hood kocaman, kar kaplı bir dağdır. Üç mil dört yüz metre yüksek olduğu için yazın bile zirvesinde kar var. Kışın meşhur bir kayak ve kar kaykayı yeridir. Bunun için Timberline Lodge adlı muhteşem bir otel bulunur. 1938 yılında ‘ABD Milli Parkı’ diye isimlendirdiğim tarzında yapılmış yani kalın, ağır kalaslarla ahşap ve taştan inşa edilmiş ve içinde paslı el testereleri, oyma ahşap, ve oduncu resimleri filan ile eski zaman kereste endüstri teması süslenmiş. Bu da Roosevelt’in Yeni Düzen’inin iş programıyla yapılmış. Kenar notu olarak “Cinnet” klasik korku filminde kullanılan bu otel.

Mavi Öksüz Tavernası'nda annem

Mavi Öksüz Tavernası’nda annem

Timberline Oteli’ne ulaşmadan önce dağa doğru yolundayken biz gezmeye gitmeye karar verdik.  Ana yoldan sapıp Little Zigzag Falls (Küçük Zigzag Şelalesi) park alanına kadar gittik.  Little Zigzag Nehri’ni şelaleye kadar takip eden patikaya çıktık. Bakir ormandan geçiyorduk. Yaşlı ağaçların dallarından yosun asıyor, ağaç kökleri yerin üstünde yayılmış ve ırmağın üstüne sarkıyordu. Kolay ama çok güzel, zevkli bir geziydi. Yanımızda dere fırkı fırkı akıyordu. Yarım saat içinde şelaleye erdik. Taşta oturup akan suyu seyrederek sohbet ettik. Derenin tam ortasında küçük bir toprak öbeği vardı ve bu öbeğin üstünden ufak bir ağaç yetişiyordu.

Kemerli giriş

Kemerli giriş

Bundan sonra arabayla dağa çıkıp Timberline Oteli’ne içki için uğradık.  Büyük çok katlı otelin birtakım lokantalar ve barları var.  Ağaç işlerini beğenerek otelin köşesi bucağını  keşfettik. Kısa bir kemerin altından geçtikten sonra küçücük, kuytu bir tavernada kendimiz bulduk.  Mekanın Paul Bunyan’ın mavi oküzü Babe teması var.  Paul Bunyan Amerikalı halkıyatındaki dev gibi koskoca bir oduncudur.  Kamp ateşini söndürmek için üzerine taşları yığdığında Paul Bunyan Hood Dağı’nı yaratmış öyle diyor. İri baltasını arkasından sürükleyerek Büyük Kanyon’u oluşturmuş.  Gizlenmiş bu handa anneme bir bardak beyaz şerabı bana yerli bir birayı ısmarladık. Biz odun fırınlı pizzayı da getirttik. Öğle yemeği yedikten sonra dışarı dolaşmak isterdik ama soğuk yağmurlu bir sis dağı sarmıştı. Daha sıcak havaya girmek için dağdan arabayla inmeye karar verdik.

Dışında içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Batı Sahilinin Harika Doğasında: bölüm 2

Harabe arasında

Harabe arasında

28 Ağustos 2013                        Memleketim Portland’ın ülkenin en büyük şehir içindeki parklarından birisi vardır. New York’un Central Park’ından altı kat büyük ama bakımlı kadar değildir. Oldukça vahşi bırakılmıştı, özellikle küzey ucunda, bu yüzden Orman Parkı adını verilmiştir.  Ben bu yaz ziyaret ederken kardeşim Cameron’a bu sevdiğim parkta dolaşmamızı önerdim. Anlaşıp işten çıktıktan sonra buluşup gittik.  Daha gençken bu parkı sık sık gezdim ama her zaman güney ucunda kalıyordum.  Çocukluğumdan beri bir tarafından diğer tarafına gezmeyi çok istiyordum ama hiç yapmadım. Maalesef bu defa farksız.  Cameron’un öğleden sonra iş çıktığından dolayı bunun için vaktimiz yoktu.  Gidiş-dönüş tepelik 26 kilometrelik bir gezidir. Yerine tanıdık yerlere bağlı kaldık.  Bundan memnundum çünkü beş seneden fazladır şu parka gitmedim.

Parkının gezdiğimiz parçında bir müddet bir dereyi takip ederken terk edilmiş taştan bir köşkle karşılaştık. Bu yapı Dünya Ekonomik Bunalımı boyunca Roosevelt’in Yeni Düzen’inin iş programının bir parçası olarak umumi tuvalet olarak inşa edilmişti. Altmışlara kadar böyle kullanılmış ondan sonra gitgide haraplaştı.  Şimdi bilhassa alacakaranlıkta esrarengiz bir köşke benziyor. Bu yapının ötesinde patikanın yanında koltuğa benzeyen bir ağaç vardır. Gövdesi eğimli ve oturucak bir yer kol destekleri dahil oluşturuyor. Biz bu acayıp bir yaratıdan geçip gittikten sonra patika dik oluyor. Sırtın üstüne kadar yukarıya çıktık. Sonra küçük bağlayacı bir yolu diğer bir dönüş patikaya takip ettik. Aç ve yorgun olarak kardeşimin yaşadığı mahalleye dönüp müsait bir yiyecek yeri aradık.

Dışında içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Batı Sahilinin Harika Doğasında: bölüm 1

IMG_3911

Biz şelalenin önünde

27 Ağustos 2013                                   Ağustosta ziyaret ederek Oregon eyaletindeyken ailemle doğada çok gezinti yaptım. Bir gün Mount Hood Milli Parkı’na annemle gittim, başka bir gün ben ve küçük kardeşim Cameron Portland şehrin içindeki Orman Parkı’na gezdik ve diğer bir gün en küçük kardeşim Dylan’la yakın olan Washington eyaletindeki devlet parkı keşfettim.

Dylan’ın iş çalışması gerekmeyen bir günde ikimiz Columbia Nehri Boğazı’nın içine arabayla gittik. Columbia Nehri Boğazı Amerika’nın en büyük nehrinden birinin Cascade Sıradağı’nın ortasından kestiği yerdir. Bence şu yer dünyanın en güzel yerlerinden biridir.  Hatta babaannem bu güzel yerde yaşıyor. Bunun için o bölgeyi çok iyi biliyorum fakat gittiğimiz parka şu an itibariyle hiç IMG_3884gitmedik. Bizi neyin bekleyeceğini bilmeyerek patika başlangıcına vardık. İri ağaçları olan güzel, ıssız bir ormanda bulunduk. Kütükten köprülerle akarsudan birkaç defa geçerek üç dört kilometre yukarıya yürüdük. Biz patikanın sonuna erirken aşağıya baktık birden önümüzde gayet büyük bir şelale ortaya çıktı. Şelale o kadar uzun, gürültülü ve muhteşemdi.  Düz bir taş üstünde yatıp doğanın görkemini beğendik.

Dışında içinde yayınlandı | Yorum bırakın