3. Bölüm: Şampanya Caddesi’nde

Şampanya Caddesi’nde bisiklete binerim.

10 Haziran 2011                                              Sabahleyin uyanınca, nehirdeki küçük körfezin karşı tarafında bir karavan kamp yeri olduğunu anladık. Böylece Jen biraz öteye yürüp bedava duş yaptı. Jen döndükten sonra ben de gittim.  Tertemiz kellifelli olarak ilk şampanya evi ziyaretimizi ettik. Bir tur ve tatmak için genellikle bu evler bir randevu talep eder. Böylece ben New York’tan ayrılmadan önce şampanya evleri hakkında bilmeyerek rastgele bir ev ile bir randevu saptadım. Bu küçük şaraphane, Alfred Gratien adında, sık sık turlari vermiyordu ve tur rehberimiz çok ingilizce bilmiyordu. Ve çok az fransızca bilmemden dolayı üçümüz küçük bir odada şampanyayı tadarken biraz rahat olmayan bir ortamdı. Bu duruma bir son vermek için otuz euroluk bir şişe şampanyayı almak zorunda kaldık! Ama evde yapılmış olmasıyla ve meşe fıçılarda mayalanmasıyla (eski geleneksel bir yöntem) çok üstün kalite bir şişe olduğu ortaya çıktı.

Sonraki gün öğle yemeği yedikten sonra Mercier adında Şampanya Caddesi’ndeki büyük bir şampanya evine gittik. Bu ev turistler içindir: Mercier’in tarihi plaketleriyle donatılmış olan büyük bir kabul salonu vardı ve minik bir trenle devamlı mağara turları veriyordu. Turistik tren için biletleri alıp trene bindik. Biz turdayken bisikletimizi salonun içinde saklamamıza izin veren işçiler çok. Mağaralarda binlerce yaşlanmış şampanya şişeleri vardı! Turdan sonra her birimize bir kadeh şampanya sundular. Tur çok eğlenceliydi ve tadı çok lezzetliydi. Alfred Gratien’den farklı olarak Mercier rahatsız değildi çünkü bence Mercier’de beklentiler belliydi. Ayrıca Alfred Gratien uzman içindir halbuki Mercier avam içindir.

Jen krep lokantasının önünde

Daha sonra Epernay’dan çıkıp yakın Aÿ köyüne gittik. Biz Aÿ’e ulaşır ulaşmaz bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı. Yağmurdan korunmak için bir meyhaneye uğradık ve birkaç içki içtik. Yağmur durduktan sonra, gök parçaları hâlâ koyuydu ama güneş eski köyün üzerine güzel ve aydınlık bir ışığı fırlattı. Bir süre biz ezeli kiliseyi bakarak yağmurla parlayan küçük şehir meydanında oturduk. Sonra içten küçüçük krep lokantasında lezzetli bir akşam yemeği yedik. Biz lokantadan çıkınca hava kararmaya başladı. Uyumak için bir kanalın yanında bir yer bulup ıslak toprakta çadır kurduk.

Reklamlar
Bu yazı Yurtdışında içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s