Şehir Sınırlarına: Bölüm 1

Sam, ben ve Dana City İsland'a giden köprüde

7 Ağustos 2011                                                Dün gece beni partiye davet eden arkadaşım Sam’la buluştum. Biz bir kaç bira içip ertesi gün City İsland’a bisikletlerle gitme planı yaptık. City İsland Bronx sahili açıklarında olan bir ada. Deniz ürünleryle tanınan ve bir hafta sonu geçirme yeri olarak bilinir ama ada hakkında başka çok şey bilmiyordum. Şehrin en büyük parkının üzerinden gelen ve oldukça uzun bir yolculuk olacaktı. Biz konuşurken Sam’ın arkadaşı Dana bizi dinledi ve o da bizimle gelmek istedi. Partiden çıkmadan önce Güney Williamsburg’ta ertesi sabah buluşmayı kararlaştırdık.

Planladığımız gibi, bu sabah Williamsburg’da üçümüz buluşup City İsland’a doğru gittik. Üç İlçe Köprüsü’nden geçip Bronx’un üzerinden kilometrelerce devam ettik. Bronx Hayvanat Bahçesi ve New York Bitki Bahçeleri’nin yanında geçip Pelham Koyu bisiklet yoluna kadar geldik. Bu yol Bronx Parkı’ndan New York’un en büyük parkı olan Pelham Koyu Parkı’na gider.

Parkta Bronx Nehri’nin haliçinin karşısına geçen köprüde durduk ve bataklık araziye ve Long İsland Sound’a uzun uzun baktık. Henüz geldiğimiz sınırlı kentsel çevreyle geniş, yeşil ve doğal, ve de kirli, alanın arasında keskin tezattan dolayı manzara harikaydı.

Daha uzağa, City İsland’a gelen köprüye kadar gittik. Adaya gitmeden önce bir resim için köprüde durduk. Adanın tek direkt caddesinin (bütün diğerler çıkmaz sokaklardır) sonuna kadar gittik. Sonunda iki büyük deniz ürünleri lokantası vardı. Coney İsland’da bulunan, tava balık ve kalamar satan ve tezgahın yukarısındaki duvarda büyük menü olan lokantalar gibiydi. Yemek ısmarlamak için sırada beklemek gerek ve yemek bir kağıt sepetinde gelir. Ucuz görünür ama bu cesit lokantalar her zaman oldukça pahalı çıkar.

Lokantadan Long İsland Sound ve bir adacıktaki fener artalanda

En kalabalık lokantayı seçtik çünkü muhtemelen en iyi olacak. Beton terasta oturup büyük bir tabak balıkla cips ve bir tabak soğan halkaları paylaştık. Bir sürü martı çullanıp yemeğimizi yemeye kalkıştılar ama terasın üstünde bu amaç için teller vardı. Masamızdan Long İsland Sound’u ve bir adacıktaki feneri görebiliyorduk.  Uzaklıkta Long İsland’ın kıyısı vardı.

Öğle yemeğinden sonra Orchard Kumsalı’na gittik. Bu plajın çok popüler olmasına rağmen büyük metruk olan bir Yunan hamamı vardı. Parçalanan sütunların arasında ben ve Dana dinlenirken Sam uyudu; dün gece o çok fazla eğlendi.

Reklamlar
Bu yazı İçinde içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s