Üç Günlük Yürüyüş: Gün 3, Bölüm 1

Doğal güzellik

7 Kasım 2011                                                     Biz kalkınca kahvaltı hazırlamak için yatmadan önce ayılardan ve başka orman yaratıklarından dolayı bir ağaç dalında astığım yemeğimizi aldım. İyi ki hiç bir yaratık yemeği bulamamış. Yulaf lapasını kuru üzümle pişirirken ben kahve içtim ve  Jen çay içti.  Yulaf lapasına biraz yerfıstığı ezmesini ekledik. Doyurucu bir kahvaltı yaptıktan sonra yokuşu gezmeye başladık. Tepenin başındaki geçen yaz kaldığımız barınağa varınca, imzaladığımız günlüğü aradık ama onu bulamadık. İzimiz bırakmadan buradan Remapo Dunderberg Patikası’nı takip edip gezmeye davam ettik. Çok güzel bir sabahtı. Göreceli olarak sıcaktı ve hazan yapraklarında ve gür derelerde güneş parıl parıl parlıyordu.

Az kalabalık bir Times Square

Bir süre sonra patikanın çok zor olduğunu anladık. Her bir dağ başının üzerinden geçiyordu. Bazı bazı yokuşa dört ayak üzerinde tırmanmamız gerekti. İlerlemek sandığımdan daha yavaş sürüyordu ve günbatımından önce tren istasyonuna varamayacağımızdan korkmaya başlıyordum.  Tek gözlü adamın haritası bütün bölgeyi değil, sadece kuzey yarıyı gösteriyordu. Tuxedo kasabası haritada yoktu, ama benim haklı olduğumu umarak kasabanın haritanın kanarından çok fazla uzak olmadığını farz etmiştim. Şimdi şüpheliydi. Çok fazla kaygılı değildim ama emin olmak istiyordum.  Bunun hakkında gezen başka yolculara sormak istiyorduk ama bu ıssız patikada biz yalnızmışız gibi görünüyordu. Nihayet biz birine rast gelince o adamda hiç bir harita yoktu. Saatler sonra başka bir adamla tanıştık ve onda parkın güney yarısını gösteren harita vardı. O deneyimli gezgin bir yolcuydu ve zamanında ulaşmamızın mümkün olacağını düşündü.

Doğa yalnızlığında

Ulaşacağımızı anladıktan sonra mutlu olarak devam ettik. Patikanın zorluğuna rağmen gün çok eğlenceliydi. Bütün gün tırmanmaktan dolayı tişörtlermize kadar soymamız gerekti. Dağların başlarından çok harika manzarlar vardı. Doğuda vadinin arasından kıvrıla kıvrıla giden Hudson Nehri, ve batıda sonsuz alevli ağaçlar denizi vardı. O yönde insan tarafında yapılmış hiç bir yapı yoktu. Gerçekte o iki adamdan başka o gün hiç kimseyi görmedik. Doğa yalnızlığında sakindi ama gölgeler uzun olmaya başlayınca biz hayatta kalmamız hakkında düşünmeye başladık. Akşam yaklaşırken hava serinliyordu. Yemek konusunda bizde sadece çeyrek kavanoz yerfıstığı kaldı ve acıkıyorduk.  Tuxedo’ya doğru yürüyerek o köye ermek üzere yiyeceğimiz büyük bir yemek hakkında konuştuk. Rahat bir lokanta olacağını umuyorduk.

Reklamlar
Bu yazı Dışında içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s