Hiçbir Yer Coğrafyası: Tünelden Geçmek

Tünelin ucundaki ışık

11 Ocak 2012                                                                     Sınırdan uzak yürüyerek başka bir demiryolu yatağına rastgeldik. Bu demiryolu hattı upuzun bir geçitten geçiyordu ama bütün raylar çıkarılmıştı. Yukarıda şehrin caddeleri bir kemerler sırasını oluşturarak geçti. Sıvası kemerlerden sökülmekte idi ve biz taşları fırlatarak bu sürece yardım ettik. Yapraklarını dökmüş çıplak bitkilerle ve dallarından gelişigüzel asılmış çöplerle geçit, ıssız ve kasvetli bir yer idi. Bir kaç noktada düşmüş ağaçlar yolu kapıyordu ve yer aklıma Cormac McCarthy’nin ‘Yol’ apokaliptik filmindeki bir sahneyi getirdi.

Yol

Geçiti bir müddet takip etmeyi düşünüyorduk ama çok fazla ürkütücü olduğuna karar verdik. Ayrıca biz tüneli keşfetmek istiyorduk. İşleyen hatta inip uzun, loş tünel girişinin önünde durduk.  Sonundaki ışık beneğini henüz görebiliyorduk. O uzak ışığa doğru yürümeye başladık. Hunter bir el fenerini getirmişti ama  kısa süre içinde gözlerimiz karanlığa alıştı. Tünelin iç tarafının yanına düz bir çıkıntı uzanıyordu. Bir yük treninin gelme ihtimalinden dolayı bunun üstünde yürüdük. Ama hiç tren gelmeden tünelin önce başka sonuna nihayet eriştik.

Geçtiğimiz demiryolu köprüsü

Biz tünelden çıkınca Hunter gördüğünde şaşırtı. O bizim tünelden çıktığımızda bildiğimiz bir mahalleye varacağımızı zannetmişti ama bunun yerine biz kendimizi çeşitli üstten geçen otoyollarla çok işleyen yolcu tren köprüsünün arasında olan eski bir sanayi bölgesinde bulduk. Buna ilaveten biz hala sokak seviyesinin altında hala olduğumuz için yerimiz tam nerede olduğumuz fark etmek için hiç bir nirengi noktasını

Tünelin başka sonunda

göremiyorduk. Gerçekte gördüğümüz tek kent eseri bir mezar taşının üstündekimelekti. Meleğe ulaşan yolu aramaya başladık çünkü eğer uluşacaksak şehri bulacaktık. Ama topografi ve altyapı engellerinden dolayı meleğe erişmek kolay değildi. Toprak bendine tırmanmamız ve bir otoyol giriş rampasından geçmemiz gerekti. Mezarlığın kapısı kapalıydı ama hiç olmaza biz medeniyete dönmüştük ve birazdan Hunter’in aşina olduğu bir mahalleye geldik. Oradaki bir Hint lokantasında oturup sıcak ve acılı büyük öğün ve baharatlı çay ile üşümüş vücutlarımızı ısıttık.

Reklamlar
Bu yazı Dışında içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s